Zeynep’in Rüzgâr Postanesi Masalı
Zeynep ile arkadaşı Arda, bahçede küçük bir postane kurarak arkadaşlarının mektuplarını dağıtmaya karar verir. Fakat ansızın çıkan rüzgâr bütün mektupları uçurunca postanede işler karışır. İki arkadaş, farklı çözümler deneyerek rüzgârlı havalarda bile çalışabilecek bir posta kutusu yapmayı başarır.

Zeynep’in Rüzgâr Postanesi
Bahçede postane açıldığı gün, ilk mektup postacının kafasına kondu!
Üstelik bu mektubu oraya getiren postacı değil, rüzgârdı.
Her şey o sabah Zeynep’in aklına gelen bir fikirle başlamıştı.
Zeynep, yedi yaşında, meraklı ve yeni oyunlar bulmaya bayılan bir çocuktu. En yakın arkadaşı Arda ise oyunlara biraz şaka katmadan duramazdı.
O gün ikisi, bahçenin köşesindeki küçük tahta masayı postaneye dönüştürmeye karar verdi.
Zeynep masanın üzerine renkli bir örtü serdi. Arda kartondan kocaman bir tabela hazırladı:
BAHÇE POSTANESİ
Tabelanın altına da küçük harflerle şunları yazdı:
Postacılar çok hızlıdır. Köpeklerden bile hızlı!
Zeynep yazıyı okuyunca güldü.
— Arda, bizim bahçede köpek yok ki!
— Olsun, dedi Arda. Bir gün gelirse ne kadar hızlı olduğumuzu bilsin.
İkisi kahkahalarla güldü.
O sabah bahçedeki çocuklar birbirlerine resimli mektuplar hazırlıyordu. Kimi bir güneş çizmişti, kimi çiçeklerle dolu bir bahçe, kimi de kocaman bir dondurma.
Zeynep mektupları toplayacak, Arda ise adreslerine ulaştıracaktı.
Ama mektuplardan biri diğerlerinden daha özeldi.
Zeynep, bahçedeki çiçekleri büyütmeyi kendilerine öğreten komşuları Duru abla için güzel bir resim yapmıştı. Resimde Duru abla, elinde sulama kabıyla rengârenk papatyaların arasında duruyordu.
Altına da şöyle yazmıştı:
Duru abla, çiçeklere bakmayı bize öğrettiğin için teşekkür ederiz.
Zeynep mektubu zarfa koydu. Üzerine de büyük bir papatya çizdi.
— Bunu Duru abla gelmeden hazırlamalıyız, dedi. Ona sürpriz yapacağız.
Arda postacı şapkasını başına geçirdi.
— Merak etme! Bu postanede hiçbir mektup kaybolmaz!
Tam o sırada güçlü bir rüzgâr esti.
Fıııışşş!
Masadaki zarflar havalandı.
Bir tanesi çiçek saksısının arkasına düştü. Bir başkası masanın altına süzüldü. Papatya çizili zarf ise havada iki kez dönerek Arda’nın şapkasına yapıştı.
Arda olduğu yerde donakaldı.
— Zeynep! Sanırım postanemiz mektupları havadan dağıtmaya başladı!
Zeynep gülmek istedi ama önce zarfları toplaması gerekiyordu.
İki arkadaş bahçenin bir ucundan diğerine koştu. Masanın altına eğildiler, saksıların arkasına baktılar, yere düşen mektupları tek tek topladılar.
Neyse ki hiçbir mektup kaybolmamıştı.
Fakat rüzgâr hâlâ esiyordu.
— Böyle giderse bütün gün mektup kovalayacağız, dedi Zeynep.
Arda şapkasını düzeltti.
— Ben hızlı bir postacıyım ama uçan mektuplardan biraz daha yavaşım.
Zeynep düşündü.
— Önce mektupları masada tutacak bir şey bulalım.
Bahçeden yassı bir taş getirdi. Zarfları üst üste dizerek taşı üzerlerine koydu.
— İşte oldu!
Mektuplar artık uçmuyordu.
Arda ilk zarfı dağıtmak için uzandı. Taşı kaldırmasıyla birlikte rüzgâr yeniden esti.
Fııışş!
Bu kez üç zarf birden masadan kaydı.
Arda koşarken bağırdı:
— Zeynep! Postanemizin kapısını açınca bütün müşteriler kaçıyor!
Zeynep zarfları yeniden topladı.
— Taş işe yarıyor ama bir mektup almak istediğimizde diğerleri uçuyor.
İkisi bir süre düşündü.
Sonra Arda’nın aklına başka bir fikir geldi.
— Kalkan yapalım!
Eski bir kartonun arkasına geçip onu iki eliyle tuttu.
Zeynep zarfları kartonun önüne yerleştirdi.
Rüzgâr kartona çarptı ve mektuplara ulaşamadı.
— Başardık! diye sevindi Arda.
Fakat sevinci uzun sürmedi.
Biraz sonra rüzgâr yön değiştirdi.
Bu kez kartonun arkasından esmeye başladı.
Zeynep zarfları yakalamaya çalışırken Arda da kartonu başka tarafa çevirdi.
Rüzgâr yeniden yön değiştirdi.
Arda yine döndü.
Sonunda kartonla masanın etrafında tam bir tur attı.
Zeynep gülmekten iki büklüm oldu.
— Sen postacı mı oldun, yel değirmeni mi?
— Bilmiyorum, dedi Arda. Ama birazdan başım dönecek!
İkisi masanın yanındaki çimenlere oturdu.
Arda şapkasını çıkarıp yanına bıraktı.
— Belki de rüzgârlı günlerde postane açmamalıyız.
Zeynep buna hemen cevap vermedi.
Masadaki zarflara baktı. Sonra taşı, kartonu ve yerde duran boş ayakkabı kutusunu gördü.
Birden gözleri parladı.
— Arda, biz hep rüzgârı durdurmaya çalışıyoruz!
— Evet. Ama o bizi dinlemiyor.
— Ya rüzgârı durdurmaya çalışmasak?
Arda şaşkınlıkla baktı.
— Nasıl yani? Ona mektup mu yazacağız?
— Hayır! Mektupları onun ulaşamayacağı bir yere koyacağız.
Zeynep boş ayakkabı kutusunu masanın üzerine getirdi.
Bütün zarfları içine yerleştirdi.
Arda kutunun kapağını kapattı.
Rüzgâr esti.
Kutu biraz kıpırdadı ama zarflar yerinde kaldı.
— Oldu! dedi Arda.
Sonra bir an durdu.
— Peki kapağı açmadan mektupları nasıl alacağız?
Zeynep de aynı şeyi düşünüyordu.
Kapağı kaldırınca rüzgâr yeniden zarflara ulaşabilirdi.
O sırada Zeynep’in annesi bahçeye çıktı.
— Postaneniz nasıl gidiyor çocuklar?
Arda ciddi bir yüzle cevap verdi:
— Müşterilerimiz iyi ama hava durumu bize karşı.
Zeynep kutuyu gösterdi.
— Anne, kapağı hep kapalı tutmak istiyoruz. Ama mektupları içeri koymak için küçük bir yer lazım.
Annesi gülümsedi.
— O zaman küçük bir posta deliği açabiliriz.
Zeynep’in annesi kutunun kapağına güvenli biçimde dar bir açıklık açtı.
Zeynep de kutunun üzerine kırmızı bir posta işareti çizdi.
Arda, kutunun altına birkaç ağır taş koymayı önerdi. Böylece kutu rüzgârda kolay kolay kaymayacaktı.
Artık mektuplar küçük açıklıktan içeri atılabiliyor, dağıtılacakları zaman ise kutunun kapağı kısa süreliğine açılıyordu.
— Denememiz lazım, dedi Zeynep.
Arda eski bir dergiyi yelpaze gibi salladı.
Önce sağdan.
Sonra soldan.
Ardından kutunun arkasından.
Kutudaki mektuplar yerinden oynamadı.
Zeynep kapağı hafifçe kaldırıp bir zarf aldı, sonra yeniden kapattı.
Diğer bütün mektuplar kutunun içinde kalmıştı.
— Başardık! diye bağırdı Arda.
Tam o sırada bahçe kapısı açıldı.
Duru abla gelmişti.
— Günaydın çocuklar! Burada neler oluyor böyle?
Zeynep ile Arda birbirlerine baktı.
Sürprizin zamanı gelmişti.
Zeynep postanenin kapağını açtı. İçeriden üzerinde papatya bulunan zarfı çıkardı ve Duru ablasına uzattı.
— Size bir mektup var!
Duru abla şaşırdı.
— Bana mı? Kim göndermiş?
Arda şapkasını düzeltti.
— Gizli bir hayranınız olabilir!
Duru abla zarfı açtı. İçindeki resmi görünce yüzü aydınlandı.
— Bu ne güzel sürpriz! Demek benim papatyalarımın da resmini yapmışsınız!
— Çünkü onları seninle birlikte büyüttük, dedi Zeynep.
Duru abla ikisine de teşekkür etti.
Sonra yeni postane kutusuna baktı.
— Ne güzel yapmışsınız. Rüzgâr mektuplarınızı artık uçuramıyor mu?
Arda gururla cevap verdi:
— Artık uçuramıyor. Çünkü bizim postanemiz akıllandı!
Tam o anda rüzgâr bir kez daha esti.
Fııışşş!
Kutudaki mektuplar yerinde kaldı.
Ama Arda’nın şapkası havalanıp çimenlerin üzerine düştü.
Zeynep kahkahalarla güldü.
— Mektupları kurtardık ama şapkan için hâlâ bir çözüm bulmamız gerekiyor!
Arda şapkasını yerden alıp başına geçirdi.
— Onun çözümü kolay, dedi. Bir daha rüzgâr çıkınca şapkamı elimle tutarım!
Zeynep de gülerek postanenin üzerine son bir yazı ekledi:
RÜZGÂRLI HAVALARDA DA AÇIĞIZ!
O günden sonra bahçedeki bütün çocuklar mektuplarını Zeynep ile Arda’nın postanesine getirmeye başladı.
Çünkü artık herkes biliyordu: Bazen bir sorunu çözmek için daha hızlı koşmak değil, başka bir yol düşünmek gerekiyordu.
Ve rüzgâr ne kadar uğraşırsa uğraşsın, bahçedeki mektuplar artık doğru adreslerine ulaşıyordu.
Zeynep’in Rüzgâr Postanesi Masalı ile İlgili Pedagojik Soru-Cevap Bölümü
Soru 1: Zeynep ile Arda mektupların uçmasını önlemek için neler denediler?
Cevap: Önce mektupların üzerine taş koydular, ardından kartondan bir rüzgâr engeli yaptılar. Bu yöntemlerin neden yeterli olmadığını görünce kapaklı bir posta kutusu hazırladılar.
Soru 2: Zeynep’in bulduğu son çözüm neden daha iyi çalıştı?
Cevap: Çünkü mektupları tek tek tutmaya veya rüzgârı durdurmaya çalışmak yerine onları koruyan bir kutu yaptılar. Küçük posta deliği sayesinde mektuplar kolayca içeri atılabiliyordu.
Zeynep’in Rüzgâr Postanesi Masalı burada sona erdi. Siz de Zeynep’in Rüzgâr Postanesi masalı gibi Zeka Geliştirici Masallar Oku kategorimizde okunabilecek kendi masalınızı bizimle paylaşabilirsiniz. Çocuklarla buluşturmak istediğiniz hikâyenizi göndermek için aşağıdaki Masal Gönder görseline tıklayın.




